Pediatrik Nörolojide Beslenme: Epilepsili Çocuklarda EEG, Nöbet Kontrolü ve Büyüme-Gelişim

Epilepsili çocuklarda beslenme yalnızca büyüme için değil; nöbet tedavisi, EEG bulguları, ilaçların iştah ve kilo üzerindeki etkileri, kemik sağlığı ve uygun hastalarda medikal ketojenik diyet açısından da önem taşır.

Epilepsili çocuklarda beslenme, EEG bulguları ve nöbet takibi arasındaki ilişkiyi anlatan bilimsel görsel

Bir çocuk nöroloji kliniğinde pediatrik nöroloji beslenmesi denildiğinde konu yalnızca çocuğun kaç kilo olduğu veya tabağını bitirip bitirmediği değildir.

Epilepsili bir çocukta beslenme; büyüme ve gelişmenin sürdürülmesi, kullanılan ilaçların iştah ve kilo üzerindeki etkilerinin yönetilmesi, vitamin-mineral durumunun değerlendirilmesi, kemik sağlığının korunması, gastrointestinal problemlerin azaltılması ve uygun hastalarda medikal ketojenik diyet tedavisinin uygulanması gibi birbirinden farklı klinik alanları aynı anda ilgilendirir.

Bazı çocuklarda nöbet kontrolünü amaçlayan medikal ketojenik diyet tedavileri başladıktan sonra yalnızca nöbet sıklığında değil, elektroensefalografi (EEG) üzerindeki epileptiform aktivitede de değişiklikler gözlenebilmektedir.

Ancak burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir:

Her “sağlıklı beslenme” programının EEG'yi düzelttiğini söylemek bilimsel olarak doğru değildir.

Bugün EEG değişikliği konusunda elimizdeki klinik verilerin önemli bir bölümü, özellikle ilaçlara dirençli epilepside uygulanan medikal ketojenik diyet tedavilerinden gelmektedir. Bu nedenle beslenme ile EEG arasındaki ilişkiyi değerlendirirken popüler diyet söylemleri ile medikal beslenme tedavisini birbirinden ayırmak gerekir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21345653/ ↗

EEG bize ne anlatır?

EEG, beynin elektriksel aktivitesini kafa derisine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla kaydeder.

Epilepside EEG değerlendirmesinde birçok farklı özellik incelenebilir. Bunlardan bazıları:

interiktal epileptiform deşarjlar (IED), spike ve sharp-wave aktiviteleri, spike-wave kompleksleri, arka plan ritmi, fokal veya yaygın yavaşlama ve uyku sırasında ortaya çıkan epileptiform aktivitelerdir.

“İnteriktal” kelimesi, nöbetlerin arasındaki dönemi ifade eder. Dolayısıyla bir çocuk EEG kaydı sırasında klinik olarak nöbet geçirmese bile EEG'de epileptiform deşarjlar görülebilir.

Bunun tersi de mümkündür:

EEG'nin belirli bir bölümünde epileptiform aktivitenin görülmemesi, tek başına epilepsinin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Bu nedenle EEG tek başına değil, nöbet öyküsü, nörolojik muayene, video kayıtları, görüntüleme, genetik/metabolik incelemeler ve klinik seyirle birlikte değerlendirilir.

Beslenme gerçekten EEG'yi değiştirebilir mi?

Bu sorunun en doğru cevabı:

Bazı medikal beslenme tedavilerinde EEG değişiklikleri gözlenmiştir; ancak bu her çocukta, her beslenme yaklaşımında veya klinik yanıtla birebir paralel gerçekleşmez.

Bu konuda özellikle epilepside ketojenik diyet tedavisiyle ilgili dikkat çekici çalışmalar bulunmaktadır.

2011: EEG değişiklikleri henüz ilk ayda görülebilir mi?

Kessler ve arkadaşları, ilaçlara dirençli epilepsisi olan 37 çocukta ketojenik diyet öncesi, bir ay sonrası ve üç ay sonrası rutin EEG'leri değerlendirdi.

Araştırmada interiktal epileptiform deşarjların sıklığı ve EEG arka planındaki yavaşlama incelendi.

Çocukların %65'inde henüz ilk ayda interiktal epileptiform deşarjların sıklığında azalma görüldü. İlk ayda IED sıklığında en az %10 azalma gösteren çocukların üçüncü ayda klinik ketojenik diyet yanıtı gösterme olasılığı daha yüksek bulundu.

EEG arka planındaki yavaşlamada da genel bir iyileşme gözlendi; fakat bu değişiklik nöbet yanıtını aynı şekilde öngörmedi.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21345653/ ↗

Bu bulgu önemlidir.

Çünkü ketojenik diyetin etkisinin yalnızca ailelerin bildirdiği nöbet sayısı üzerinden değil, bazı çocuklarda elektrofizyolojik düzeyde de izlenebileceğini düşündürmektedir.

Ancak 37 hastalık bir çalışma üzerinden “EEG düzelirse diyet kesin işe yarar” sonucu çıkarılamaz.

2026'dan yeni veri: erken EEG değişimi klinik yanıtla ilişkili olabilir

Bu alandaki en güncel çalışmalardan biri Haziran 2026'da yayımlandı.

Yavuz ve arkadaşları ilaçlara dirençli epilepsisi olan ve epilepside ketojenik diyet tedavisine başlayan 34 çocuğu retrospektif olarak değerlendirdi.

Çocukların başlangıçta ve diyet başladıktan yaklaşık bir ay sonra doğal uyku sırasında EEG kayıtları incelendi.

Araştırmacılar özellikle:

interiktal epileptiform deşarj indeksini — IED index

hesapladı.

Altı aylık takipte çocukların 23'ü (%67,6) klinik yanıt veren grupta değerlendirildi. Klinik yanıt, nöbet sıklığında en az %50 azalma veya nöbetsizlik olarak tanımlandı.

En dikkat çekici sonuç şuydu:

Ketojenik diyete yanıt veren çocuklarda ilk ayda IED indeksinde anlamlı azalma görülürken, yanıt vermeyen grupta aynı değişiklik görülmedi.

Yaklaşık %40'lık IED indeks azalmasının sonraki klinik yanıtla ilişkili olduğu bildirildi. Buna karşılık EEG arka planındaki değişiklikler klinik yanıtı aynı şekilde ayırt etmedi.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42330859/ ↗

Bu çalışma neden önemli?

Çünkü rutin EEG'nin gelecekte bazı çocuklarda ketojenik diyet tedavisinin erken değerlendirilmesine yardımcı olabilecek destekleyici bir biyobelirteç sağlayabileceğini düşündürüyor.

Ancak çalışma:

  • tek merkezlidir,
  • retrospektiftir,
  • yalnızca 34 çocuk içerir.

Dolayısıyla henüz:

“Bir ay sonra EEG'de şu kadar düzelme varsa tedavi başarılı olacaktır.”

gibi klinik bir kural oluşturmak için yeterli değildir.

EEG iyileşmesi ile nöbet azalması her zaman aynı şey değildir

Bilimsel olarak en önemli noktalardan biri budur.

2008 yılında yayımlanan bir çalışmada ilaçlara dirençli epilepsisi olan 23 çocuk 24 saatlik EEG ile ketojenik diyet öncesinde ve tedavinin üçüncü ayında değerlendirildi.

23 çocuğun 15'inde EEG arka plan aktivitesinin daha normal hale gelmesi veya interiktal epileptiform aktivitenin azalması şeklinde EEG iyileşmesi gözlendi.

Fakat EEG iyileşmesi yalnızca nöbetleri belirgin azalan çocuklarda görülmedi; klinik olarak daha az yanıt veren çocuklarda da gözlenebildi.

Araştırmacılar bu nedenle EEG değişikliğinin tek başına klinik yanıtı öngörmek için yeterli olmadığını bildirdi.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18054691/ ↗

Bu bize çok değerli bir ders verir:

Klinik nöbet yükü ile EEG üzerindeki epileptiform yük birbirine bağlı olabilir; fakat aynı şey değildir.

Bir çocukta:

  • nöbetler azalabilir ama EEG tamamen normalleşmeyebilir,
  • EEG epileptiform aktivitesi azalabilir ama nöbetlerde aynı oranda değişim olmayabilir,
  • her ikisi birlikte iyileşebilir,
  • ikisinde de belirgin değişiklik olmayabilir.

Bu nedenle tedavi başarısını tek bir EEG çıktısına indirgemek doğru değildir.

“EEG düzeldi” ne demektir?

Aileler çoğu zaman EEG raporlarında:

“epileptiform aktivite azaldı”, “spike-wave deşarjları azaldı”, “arka plan aktivitesi organize oldu”

gibi ifadeler gördüğünde doğal olarak bunun ne anlama geldiğini merak eder.

EEG'deki epileptiform yükün azalması klinik olarak olumlu bir işaret olabilir.

Özellikle bazı epileptik ensefalopatilerde yoğun interiktal aktivitenin uyku, bilişsel işlevler ve gelişim üzerindeki etkileri araştırılmaktadır.

Ancak EEG'nin yorumlanması:

çocuğun epilepsi sendromuna, yaşına, uyku-uyanıklık durumuna, kullanılan ilaçlara, EEG kayıt süresine ve klinik bulgularına göre

çocuk nörolojisi uzmanı tarafından yapılmalıdır.

Bir diyetisyen EEG tanısı koymaz ve EEG tedavisi yönetmez.

Fakat pediatrik nöroloji alanında çalışan bir diyetisyen açısından EEG'deki değişim, beslenme tedavisinin nöroloji ekibiyle birlikte değerlendirilen klinik sonuçlarından biri olabilir.

Peki her epilepsili çocuk ketojenik diyet yapmalı mı?

Hayır.

Bu çok önemli.

Ketojenik diyet, epilepsisi olan her çocuk için standart bir beslenme biçimi değildir.

NICE rehberinde ketojenik diyet; belirli çocukluk çağı epilepsi sendromlarında ve diğer tedavilerin başarısız olduğu veya uygun olmadığı ilaçlara dirençli epilepside, uzman epilepsi ekibi gözetiminde değerlendirilmesi gereken bir tedavi olarak yer almaktadır.

Örnekler arasında:

  • GLUT1 eksikliği,
  • piruvat dehidrogenaz eksikliği,
  • infantil spazmlar,
  • miyoklonik-atonik epilepsi,
  • Dravet sendromu,
  • Lennox–Gastaut sendromu

bulunmaktadır.

📚 Kaynak: https://www.nice.org.uk/guidance/ng217/chapter/non-pharmacological-treatments ↗

Dolayısıyla:

“Çocuğumun epilepsisi var, karbonhidratı azaltalım.”

yaklaşımı doğru değildir.

Medikal ketojenik diyet ancak uygun hasta seçimi ve uzman ekip takibi ile uygulanmalıdır.

Pediatrik nörolojide beslenme neden yalnızca ketojenik diyetten ibaret değildir?

Epilepsili çocukların yalnızca bir bölümü medikal ketojenik diyet tedavisi alır.

Ancak beslenme değerlendirmesi çok daha geniş bir çocuk grubunda önemlidir.

Çünkü epilepsi ve epilepsi tedavisinin kendisi:

  • iştahı,
  • vücut ağırlığını,
  • büyümeyi,
  • kemik sağlığını,
  • gastrointestinal sistemi,
  • öğün düzenini,
  • besin tercihlerini,
  • ilaç kullanımını

etkileyebilir.

Çocukluk çağı yalnızca “nöbetleri kontrol etme” dönemi değildir.

Aynı zamanda beynin, kemiklerin, kasların ve tüm vücudun büyümeye devam ettiği bir dönemdir.

Epilepsi ilaçları iştah ve kiloyu değiştirebilir

Antiseizure ilaçların beslenme üzerindeki etkileri birbirinden oldukça farklıdır.

2022 yılında yayımlanan geniş bir pediatrik derlemede bazı antiseizure ilaçların çocuklarda iştah azalması veya kilo kaybıyla, bazılarının ise iştah artışı ve kilo alımıyla ilişkili olduğu gösterildi.

Örneğin:

topiramat, zonisamid, rufinamid, stiripentol ve bazı diğer tedaviler

iştah azalması veya kilo kaybıyla ilişkilendirilebilirken,

valproik asit

çocuklarda iştah artışı ve kilo alımıyla en güçlü ilişkisi gösterilmiş antiseizure ilaçlardan biridir.

Bununla birlikte bireysel yanıt değişkendir ve bir ilacın çocuk nörolojisi açısından sağladığı yarar, yalnızca kilo etkisine göre değerlendirilmez.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35596110/ ↗

Diyetisyenin görevi ilacı değiştirmek değildir.

Görev:

çocuğun ilaç tedavisi sırasında oluşabilecek beslenme değişikliklerini erken fark etmek ve nöroloji ekibiyle birlikte yönetmektir.

Kilo tek başına yeterli bir takip göstergesi değildir

Özellikle kronik nörolojik hastalığı olan çocuklarda yalnızca tartıya bakmak yanıltıcı olabilir.

Takipte:

  • boy,
  • kilo,
  • BMI,
  • büyüme eğrisi üzerindeki persentil değişimi,
  • mümkünse vücut kompozisyonu,
  • oral besin alımı,
  • protein ve enerji yeterliliği,
  • gastrointestinal tolerans

birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuğun kilosu “normal aralıkta” görünse bile:

  • kas kütlesi düşük olabilir,
  • mikrobesin eksikliği olabilir,
  • büyüme hızı yavaşlamış olabilir,
  • diyet çeşitliliği ciddi biçimde sınırlı olabilir.

Bu nedenle pediatrik nöroloji beslenmesinde tek ölçüm değil, longitudinal takip önemlidir.

Kemik sağlığı neden epilepsili çocuklarda ayrıca önemlidir?

Çocukluk ve ergenlik dönemi kemik kütlesinin oluştuğu kritik bir dönemdir.

Epilepsili çocuklarda kemik sağlığını etkileyebilecek birçok faktör aynı anda bulunabilir:

  • bazı antiseizure ilaçların etkileri,
  • düşük fiziksel aktivite,
  • sınırlı güneş ışığı maruziyeti,
  • motor kısıtlılık,
  • beslenme yetersizliği,
  • düşük D vitamini düzeyi,
  • uzun süreli ketojenik diyet tedavileri.

Pediatrik epilepside kemik sağlığının yalnızca tek bir ilaca bağlı olmadığı; hastalık, tedavi ve yaşam tarzı faktörlerinin birlikte rol oynadığı bilinmektedir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29249510/ ↗

2024 yılında yayımlanan bir derlemede de antiseizure ilaç kullanımının, özellikle bazı yüksek riskli ilaçlarda, D vitamini yetersizliği ve kemik sağlığı açısından değerlendirilmesi gerektiği; çocukların yaşlarına uygun günlük D vitamini alımını sağlamaları ve yüksek riskli gruplarda daha yakından izlenmeleri gerektiği vurgulanmıştır.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/39494692/ ↗

Bu:

“Her epilepsili çocuğa yüksek doz D vitamini verelim.”

anlamına gelmez.

Takviye gereksinimi bireysel değerlendirme ve laboratuvar sonuçlarına göre belirlenmelidir.

Beslenme güçlüğü olan nörolojik çocuklarda sorun yalnızca “az yemek” değildir

Pediatrik nöroloji alanında bazı çocuklarda epilepsiye ek olarak:

  • serebral palsi,
  • gelişimsel gecikme,
  • nöromüsküler problemler,
  • oral-motor güçlükler,
  • duyusal beslenme sorunları

bulunabilir.

Bu çocuklarda beslenme problemi:

disfaji, çiğneme güçlüğü, öğünün çok uzun sürmesi, reflü, kusma, kabızlık, gıda reddi veya aspirasyon riski

şeklinde ortaya çıkabilir.

Nörolojik etkilenimi olan çocuklarda yetersiz beslenme riskinin; oral beslenme güçlükleri, gastroözofageal reflü, değişmiş enerji gereksinimi ve eşlik eden nörolojik durumlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiği uzun süredir bilinmektedir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26580646/ ↗

Yutma güçlüğü epilepsi tedavisini bile etkileyebilir

Disfaji yalnızca beslenme yetersizliğine yol açmaz.

İlaçların güvenli ve düzenli alınmasını da zorlaştırabilir.

Epilepside disfaji konusunda yayımlanan bir derleme, yutma güçlüğünün hem beslenmeyi hem de ilaç uyumunu etkileyebileceğine ve sıklıkla yeterince fark edilmediğine dikkat çekmektedir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/39399555/ ↗

Bir çocuk:

  • sık öksürerek yemek yiyorsa,
  • su içerken boğulur gibi oluyorsa,
  • öğünleri çok uzun sürüyorsa,
  • tekrarlayan akciğer enfeksiyonları geçiriyorsa,

konunun yalnızca “seçici yemek” olarak değerlendirilmemesi gerekir.

Bu durumda uygun uzmanlarla yutma ve beslenme güvenliği değerlendirmesi gerekebilir.

Kabızlık da pediatrik nörolojinin bir parçasıdır

Nörolojik hastalığı olan çocuklarda kabızlık:

  • hareket kısıtlılığı,
  • düşük sıvı alımı,
  • düşük lif alımı,
  • ilaçlar,
  • oral beslenme güçlükleri,
  • bazı özel diyetler

nedeniyle sık görülebilir.

Epilepsi ve kabızlık ilişkisini değerlendiren kapsamlı bir inceleme, kabızlığın epilepsi hastalarında önemli bir komorbidite olduğunu ve ilaçlar dahil birçok faktörle ilişkili olabileceğini göstermektedir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/37146516/ ↗

Medikal ketojenik diyetlerde de kabızlık yakından takip edilen gastrointestinal problemlerdendir.

Dolayısıyla “nöbet kontrolü iyi, gerisi önemli değil” yaklaşımı doğru değildir.

Çocuğun yaşam kalitesi bütün olarak değerlendirilmelidir.

Pediatrik nörolojide iyi bir beslenme değerlendirmesi neleri kapsar?

Her çocuk için aynı test veya aynı menü gerekmez.

Ancak değerlendirme genel olarak şu başlıkları içerebilir:

1. Büyüme öyküsü

Boy ve kilo yalnızca bugünkü değer olarak değil, zaman içindeki değişim eğrisiyle değerlendirilir.

2. Besin tüketimi

Çocuğun:

  • ne yediği,
  • ne kadar yediği,
  • hangi besin gruplarından kaçındığı,
  • öğün süreleri,
  • sıvı tüketimi

incelenir.

3. Kullanılan ilaçlar

İlaçların:

  • iştah,
  • ağırlık,
  • gastrointestinal sistem,
  • vitamin-mineral metabolizması

üzerindeki olası etkileri göz önüne alınır.

4. Laboratuvar sonuçları

Çocuğun klinik durumuna göre hekim tarafından istenen:

  • hemogram,
  • demir parametreleri,
  • D vitamini,
  • B12/folat,
  • elektrolitler,
  • karaciğer ve böbrek fonksiyonları,
  • lipidler

gibi sonuçlar beslenme açısından değerlendirilebilir.

5. Gastrointestinal durum

Reflü, kabızlık, kusma, karın ağrısı ve beslenme toleransı sorgulanır.

6. Oral-motor fonksiyon

Çiğneme ve yutma güçlüğü şüphesi varsa multidisipliner değerlendirme gerekir.

7. Nöbet ve tedavi planı

Özellikle ketojenik diyet tedavisi gündemdeyse epilepsi sendromu ve çocuk nöroloğunun tedavi hedefleri beslenme planının temelini oluşturur.

Bir çocuğun EEG'sindeki düzelmeyi yalnızca “yediği besine” bağlayabilir miyiz?

Genellikle hayır.

Bu konu aileler açısından çok anlaşılır bir heyecan yaratabilir.

Örneğin:

“Diyete başladık, bir ay sonra EEG çok daha iyi çıktı.”

gibi bir gözlem gerçekten yaşanabilir.

Ketojenik diyet çalışmalarında da buna benzer EEG değişiklikleri bilimsel olarak gösterilmiştir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21345653/ ↗

Ancak aynı dönemde çocuk:

  • antiseizure ilaç kullanıyor olabilir,
  • ilaç dozu değişmiş olabilir,
  • nöbet yükü doğal olarak değişkenlik gösterebilir,
  • uyku düzeni değişmiş olabilir,
  • EEG farklı uyku evresinde kaydedilmiş olabilir.

Bu nedenle tek bir EEG karşılaştırmasından:

“Bu değişimin tamamını beslenme yaptı.”

sonucu çıkarılamaz.

Bilimsel olarak daha doğru ifade:

Uygun hastalarda medikal ketojenik diyet tedavisiyle birlikte EEG'deki epileptiform aktivitede azalma görülebilir ve bazı çalışmalarda erken EEG değişiklikleri sonraki klinik yanıtla ilişkili bulunmuştur.

Bu hem doğru hem de çok daha güçlü bir bilimsel mesajdır.

EEG mi daha önemli, nöbet sayısı mı?

İkisinin görevi farklıdır.

Klinik takipte aile tarafından tutulan:

  • nöbet sıklığı,
  • nöbet süresi,
  • nöbet tipi,
  • kurtarma ilacı gereksinimi,
  • uyku ve davranış değişiklikleri

çok değerlidir.

EEG ise beynin elektriksel aktivitesi hakkında başka bir pencere açar.

Tedavi sonucunun değerlendirilmesi:

klinik + elektrofizyolojik + gelişimsel + beslenme ile ilişkili verilerin birlikte yorumlanmasını

gerektirir.

Bu yüzden pediatrik nöroloji gerçekten multidisipliner bir alandır.

Ketojenik diyet yalnızca nöbet sayısı için mi uygulanır?

Temel klinik hedef çoğunlukla nöbet kontrolüdür.

Ancak aileler bazı çocuklarda:

  • uyanıklık,
  • dikkat,
  • davranış,
  • uyku,
  • günlük işlevsellik

gibi alanlarda da değişiklik bildirebilir.

Bu sonuçlar bilimsel araştırmalarda da ilgi görmektedir; ancak bilişsel ve davranışsal sonuçları değerlendiren çalışmaların metodolojileri birbirinden farklıdır.

Dolayısıyla:

“Ketojenik diyet çocuğun zekâsını artırır.”

gibi bir ifade doğru değildir.

Nöbet yükündeki azalma, ilaç yükündeki olası değişiklikler, daha iyi uyku veya metabolik etkiler dolaylı biçimde işlevselliği etkileyebilir.

Her çocuk ayrı değerlendirilmelidir.

“Epilepsi diyeti” diye tek bir diyet yoktur

Epilepsisi olan ama medikal ketojenik diyet endikasyonu bulunmayan bir çocuk için hedef:

ketozis oluşturmak değildir.

Bu çocukta beslenme yaklaşımının amacı:

  • yaşına uygun büyüme,
  • yeterli enerji ve protein,
  • vitamin-mineral yeterliliği,
  • sağlıklı kilo,
  • kemik sağlığı,
  • gastrointestinal konfor,
  • sürdürülebilir öğün düzeni

olabilir.

Dolayısıyla internette görülen:

“epilepside şu besini kesin yasaklayın”

veya

“bu gıda nöbetleri durdurur”

gibi genellemelerin çoğu bilimsel olarak desteklenmez.

Aileler hangi durumlarda beslenme değerlendirmesi istemeli?

Epilepsili bir çocukta şu durumlar özellikle dikkat gerektirir:

  • kilo kaybı,
  • büyüme eğrisinde aşağı doğru sapma,
  • aşırı kilo alımı,
  • belirgin iştahsızlık,
  • çok sınırlı gıda repertuarı,
  • uzun süren öğünler,
  • yutma güçlüğü,
  • sık kabızlık,
  • tekrarlayan kusma,
  • D vitamini veya başka mikrobesin eksiklikleri,
  • çoklu antiseizure ilaç kullanımı,
  • medikal ketojenik diyet planlanması,
  • tüple beslenme,
  • ciddi motor veya gelişimsel etkilenim.

Bu durumlarda pediatrik beslenme ve nöroloji ekiplerinin koordinasyonu özellikle değerlidir.

Uzman Diyetisyen Doğa Akçayöz'den Not

Pediatrik nöroloji alanında beslenmeyi yalnızca “çocuk yeterince yemek yiyor mu?” sorusuna indirgememek gerektiğini düşünüyorum.

Epilepsili bir çocuğu değerlendirirken benim için aynı anda birkaç farklı konu önem taşır:

Nöbet tedavisi nasıl ilerliyor? Çocuk büyüyor mu? İştahı nasıl? Kullandığı ilaçlar beslenmesini etkiliyor mu? Gastrointestinal toleransı nasıl? Laboratuvar sonuçlarında takip edilmesi gereken bir değişiklik var mı? Medikal ketojenik diyet gerçekten gerekli mi? Gerekliyse çocuk ve ailesi bu tedaviyi güvenli biçimde sürdürebilir mi?

Özellikle medikal ketojenik diyet uygulanan çocuklarda EEG değişikliklerini görmek klinik açıdan son derece etkileyici olabilir.

Bugün elimizde bu gözlemi destekleyen bilimsel çalışmalar da bulunuyor. 2011'de yayımlanan çalışmada çocukların önemli bir bölümünde ilk ayda epileptiform deşarjlarda azalma bildirilirken, 2026'da yayımlanan yeni çalışma erken IED indeks azalmasının altı aylık klinik yanıtla ilişkili olabileceğini gösterdi.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21345653/ ↗

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42330859/ ↗

Ancak bir diyetisyen olarak benim için doğru yaklaşım:

“Beslenme EEG'yi düzeltti.”

demek değil;

“Bu çocukta multidisipliner tedavinin bir parçası olan medikal beslenme tedavisi sırasında klinik ve elektrofizyolojik olarak hangi değişiklikleri görüyoruz?”

sorusunu sormaktır.

Doğa Akçayöz'ün yüksek lisans araştırmasında ketojenik diyet uygulanan pediatrik epilepsi hastalarında NLR, SII ve SIRI gibi hemogram temelli inflamatuvar göstergeleri incelememin nedeni de aynı bakış açısıdır.

Beslenme ile nörolojik hastalıkların kesişiminde hâlâ öğrenmemiz gereken çok şey var.

Bu nedenle pediatrik nörolojide beslenme pratiğinin kanıta dayalı, ölçülebilir ve multidisipliner kalması gerektiğine inanıyorum.

Beslenme neleri yapabilir, neleri yapamaz?

Bu ayrım çok önemlidir.

Beslenme şunlara katkı sağlayabilir:

  • büyüme ve gelişmenin desteklenmesine,
  • yeterli enerji/protein alımına,
  • mikrobesin eksikliklerinin önlenmesine,
  • ilaçlara bağlı iştah/kilo değişikliklerinin yönetilmesine,
  • gastrointestinal toleransın iyileştirilmesine,
  • uygun hastalarda medikal ketojenik diyet tedavisinin yürütülmesine,
  • ailelerin tedaviyi sürdürülebilir hale getirmesine.

Ama beslenme:

  • epilepsi tanısı koymaz,
  • EEG yorumunun yerini almaz,
  • çocuk nöroloğu değerlendirmesinin yerine geçmez,
  • ilaçları kendi başına değiştirmez,
  • her epilepsi türünde nöbetleri ortadan kaldırma garantisi vermez.

Pediatrik nörolojide en güvenli yaklaşım bu sınırların açık biçimde korunmasıdır.

Sonuç

Epilepsili bir çocukta beslenme, yalnızca günlük kalori hesabı değildir.

Çocuğun:

beyin gelişimi, büyümesi, ilaç toleransı, kemik sağlığı, gastrointestinal durumu ve yaşam kalitesi

aynı klinik tablonun parçalarıdır.

Uygun hastalarda medikal ketojenik diyet tedavisinin nöbet sıklığını azaltabildiği uzun süredir bilinmektedir. Daha yeni çalışmalar bu tedavi sırasında EEG'deki interiktal epileptiform aktivitenin de değişebileceğini ve erken EEG değişikliklerinin bazı çocuklarda klinik yanıtla ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/42330859/ ↗

Ancak EEG ile klinik nöbet yanıtının her zaman paralel olmadığı da gösterilmiştir.

📚 Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/18054691/ ↗

Bu nedenle doğru soru:

“Hangi besin EEG'yi düzeltir?”

değil;

“Bu çocuğun nörolojik tanısı, tedavisi, büyümesi ve beslenme gereksinimleri birlikte nasıl yönetilebilir?”

olmalıdır.

Pediatrik nöroloji beslenmesinin gerçek değeri de burada ortaya çıkar:

Çocuğu yalnızca hastalığıyla değil, büyümeye ve gelişmeye devam eden bir bütün olarak değerlendirmek.

📚 Bilimsel Kaynaklar

  1. Yavuz M, Unalp A, Gulagız F, et al. Early Electroencephalographic Changes After Ketogenic Diet Initiation Are Associated With Clinical Response in Pediatric Drug-Resistant Epilepsy Seizure. 2026;140:149–156. PubMed ↗ DOI: 10.1016/j.seizure.2026.06.004 ↗
  2. Kessler SK, Gallagher PR, Shellhaas RA, Clancy RR, Bergqvist AGC Early EEG improvement after ketogenic diet initiation Epilepsy Research. 2011;94(1–2):94–101. PubMed ↗ DOI: 10.1016/j.eplepsyres.2011.01.012 ↗
  3. Remahl S, Dahlin MG, Amark PE Influence of the ketogenic diet on 24-hour electroencephalogram in children with epilepsy Pediatric Neurology. 2008;38(1):38–43. PubMed ↗ DOI: 10.1016/j.pediatrneurol.2007.09.002 ↗
  4. Li B, Tong L, Jia G, Sun R Effects of ketogenic diet on the clinical and electroencephalographic features of children with drug therapy-resistant epilepsy Experimental and Therapeutic Medicine. 2013;5(2):611–615. PubMed ↗ DOI: 10.3892/etm.2012.823 ↗
  5. National Institute for Health and Care Excellence (NICE) Epilepsies in children, young people and adults — Non-pharmacological treatments: Ketogenic diet NICE Guideline NG217. 2022;Current online guideline. Kaynak Bağlantısı ↗
  6. Buraniqi E, Dabaja H, Wirrell EC Impact of Antiseizure Medications on Appetite and Weight in Children Paediatric Drugs. 2022;24(4):335–363. PubMed ↗ DOI: 10.1007/s40272-022-00505-2 ↗
  7. McNamara NA, Romanowski EMF, Olson DP, Shellhaas RA Bone Health and Endocrine Comorbidities in Pediatric Epilepsy Seminars in Pediatric Neurology. 2017;24(4):301-309. PubMed ↗ DOI: 10.1016/j.spen.2017.10.005 ↗
  8. Sourbron J, Auvin S, Cabral-Lim L, Devlin A, Dluglos D, et al. Vitamin D prophylaxis in persons with epilepsy? Epilepsia. 2024;65(9):2567-2579. PubMed ↗ DOI: 10.1111/epi.18046 ↗
  9. Wheless JW, Richardson B, Rubinos C, Faught E, Vuong M Dysphagia in Epilepsy Patients: The Silent Enemy Neurology Clinical Practice. 2025;15(1):e200362. PubMed ↗ DOI: 10.1212/CPJ.0000000000200362 ↗
  10. Penagini F, Mameli C, Fabiano V, Brunetti D, Dilillo D, et al. Dietary Intakes and Nutritional Issues in Neurologically Impaired Children Nutrients. 2015;7(11):9400-9415. PubMed ↗ DOI: 10.3390/nu7115469 ↗
  11. Gabrielsson A, Tromans S, Watkins L, Burrows L, Laugharne R, et al. Poo Matters! A scoping review of the impact of constipation on epilepsy Seizure. 2023;108:127-136. PubMed ↗ DOI: 10.1016/j.seizure.2023.03.023 ↗

Pediatrik Nöroloji Beslenmesi Danışmanlığı

Epilepsi ve diğer pediatrik nörolojik durumlarda büyüme, beslenme yeterliliği, medikal ketojenik diyet gereksinimi ve kişiye özgü beslenme takibi hakkında bilgi alabilirsiniz.